Anlamlandırmaya Çalışmak

Bazen bazı şeyler için çabalamamak gerçekten en iyisi. Neden mi?  İnsan ilişkilerinin en büyük paradoksları bence birbirimizi anlamaya çalışmaktan kaynaklanıyor.

Dikkat ediyorum da hep birbirine bağlanıyor iki kişilik dert yanma cümleleri: “Gerçekten ben anlamıyorum!”. Çalışma arkadaşımızla, ailemizle, sevdiğimizle, kardeşimizle yahut çocuğumuzla anlaşamadığımız bir husus oldu mu hemen, anlayamadığımız ya da anlaşılamadığımız için dert yanarız. Oysa ne gereksiz bir çaba! Kaçımız kendi davranışlarının hepsini anlamlandırabiliyor ki? Kendi kalıplarının dışına çıkmadan yaşayanlar da hep aynı kısır döngü hikayeleri yaşamıyor mu? Şu kendimizi, karşımızdakini yahut durumları anlamlandırma çabasından vazgeçerek sadece kabul etsek ya. Kabul edemiyorsak da es geçeriz napalım…

Freud, Hegel,Kant yahut Descartes o kadar düşünmekle ünlenmişler de dünyayı bu hale getirmemize engel olabilmişler mi? Aslolan içinde bulunduğumuz gerçeklikte kendimizi iyi hissedebilmekte… İçinde kendimizi iyi hissettiğimiz durumları ya da kişileri anlamayalım boş verin. Sadece yaşamaya devam edelim. Hikayelerimizi anlayıp bir sistematiğe oturtmak kendi masalımıza yaptığımız en büyük haksızlıktır.

 

OZELSEDA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir