Kelebekler Vadisi

 

 

 

Benim en büyük zevkim gezmek sanırım. Ama öyle burada hangi

mekan açılmış, şurada fişmancayı çok güzel yapıyorlarmış cinsinden değil. Baya adım adım, hikaye hikaye gezmeyi seviyorum. Hatta mümkünse kara yolu ve özel araçla. Siz daha iyi bilenler nasıl diyor: Road Trip!

Uzun zamandır vuramamıştım kendimi yollara ve en sonunda oksijenim bu yaz tükendi. Daha fazla oksijen ve daha huzurlu hava sahası için ilk önüme çıkan festivale gitmek için koyuldum yola. Attım sırtıma bir çanta bir çadır bitti gitti. Festival Kelebekler Vadisindeydi. Gerçi benim festivalle pek bir işim yoktu. Gitmeden önce bir sürü negatif beyin yorumda bulundu. Yok, efendim eski hali çok güzelmiş, turistik ziyaretten tadı kaçmış falan filan.  Lakin asıl değerli olan benim fikrim. “Bence bu korku filmine gitme. Ben izledim çok korkunç değil ayrıca ben korku filmi sevmiyorum” demek kadar saçma ve gereksiz şartlı fikir beyanları.

Her neyse, daha tekneyle adaya giderken bile içimdeki özgür kadın ayaklanmaya başladı. Düşünsenize kara yoluyla ulaşılamayan hatta görmek için bile çaba sarf etmeniz gereken bir yer.  İki gün diye gittiğim Kelebekler Vadisinden tüm olumsuz şartlara rağmen 4 gün kalarak geri döndüm. O da köleliğe dönmem gerektiğinden. Şartlar neden olumsuzdu peki? Tabii ki insanoğlu… Sabah akşam oraya yığınla insan getirip, sonrasında arkalarında her seferinde pislik yığını bırakan tekneler ve Kelebekler Vadisinde yemek yenilen işletmenin, işletmeyi işletmeye pek hevesi olmayışı…

Peki, beni bağlayan neydi? Daha önce de gezdiğim vadiler oldu lakin bu vadide saklanmışlıkla özgürlük bir arada! Hem kimse seni bulamayacak gibi hem de istediğin zaman tüm dünyaya erişebilecekmişsin gibi. Tam yamaçtaki cafe&bar da ise sanırım 6 ay geçirebilirdim. Çadıra bile uyumak için değil, üstümü değiştirmek ve vadinin kuşlarının sabah selamlarını almaya gidiyordum şafak vakti. O ünlü şelaleye kadar çıkamadım açıkçası. Zaten belli bir yerden sonra yol bitmeden su bitiyor. Ama oraya gidiş yolundaki huzur denenmeye değerdi.  Şelaleye gitmeye çabalarken çektiğim videoları da paylaşacağım.

Sırf gündoğumu ve gün batımında yoga yapmak yahut sadece bu harikayı izlemek için bile şahane bir yer. Size tavsiyen herhangi bir aksiyonun(festival, parti) olmadığı bir zamanda gitmeniz. Ben yalnız gittim ve doğa beni tüm olumsuzluklardan soyutladı. Sabah vadiye bakan yüzde ötüşen kuşlar duyabileceğiniz en güzel melodilerden biri… Kendi yalnızlığında özgürlüğü yaşamak isteyenlere, biraz düşünmek ya da huzur bulmak isteyenlere mutlaka tavsiye ederim. Gidenler benim için de yamaçta bir soğuk kahve içsin ve maviyle yeşilin şahane resmini seyre koyulsunlar…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OZELSEDA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir