Bulutlar Ülkesi / Masal

 

Zamanın ötesinde, mekânın dışında ve bulutların üstünde saklı bir şehir varmış. “Bulutlar Ülkesi” adından ve yerinden de belli olacağı gibi; beyazı, saflığı, mutluluğu barındırıyormuş. Bu ülkede yaşayanlar Dünya üzerinde olup biteni yukarılardan bir yerlerden izleyebilirlermiş.  Lakin ziyaret etmeleri Kral Koço zamanında yıllar evvel yasaklanmış.

Kral Koço uzunca bir süredir Bulutlar Ülkesinin lideriymiş. Burada yaşayan insanların ömrü, Dünyada yaşayanlara göre çok daha uzun oluyormuş. Çünkü mutluluk sağlıklı ve uzun bir ömrün en önemli şartıdır…

Huzur ve sakinlik bu şehrin havasına, suyuna işlemiş sanki… Her sabah aldığı ilk nefeste doluverirmiş insanın ciğerine. Bu huzur ve dengeyi bozmamak adına yasaklamış Kral da yeryüzüne ziyaretleri. Zaten halk da pek hevesli değilmiş mutluluğunu bozmaya.

Gel zaman git zaman Kral Koço’nun oğlu büyümüş ve gelmiş 17 yaşına. Neredeyse tüm çocukluğunu yeryüzünde olup biteni izleyerek ve oradaki hareketli hayatı merak ederek geçirmiş.  Şimdi de yeni yaşının dilek hakkını Dünya’ya yapacağı bir ziyaret olarak kullanmaya kararlıymış. Lakin bunu dile getirdiğinde sinirden yeri göğü inletmiş babası. “Bu asla mümkün olamaz! Konu burada kapanmıştır!” diyerek terk etmiş oldukları yeri.  Oysa anlatamamış bile delikanlı tam olarak gönlünden geçeni. 2 günlük bir müsadeymiş hepi topu istediği. Hem babası da neden olmaz niçin olmaz, açıklama gereği bile duymamış kendisine.

Sabaha karşı vermiş kararını, atlamış kendi gibi genç ejderhasının sırtına ve koyulmuş yola. Yeryüzüne vardığında kalbi küt küt atıyormuş heyecandan. Yemyeşil bir sahil kenarı karşılamış delikanlıyı. Tam da hayal ettiği gibiymiş gördüğü renkler.  Telaşla sağa sola koşuşturmakta olan insanları fark etmiş daha sonra. Hevesle konuşmak ve keşfetmek istemiş.  Lakin insanlar ya tamamen kendileri ile meşgul yahut genel bir acelecilik içindeymiş. Yine de toplamış cesaretini ve yanaşmış bir ikisine. Korkuları ve endişeleri öyle kaplamış ki zihinlerini önyargısız yaklaşamıyorlarmış tanımadıklarına. Çok üzülmüş delikanlı. İlk vardığında duyduğu heyecanın yerini bir ufak hayal kırıklığı almış.  Sonra bir bakmış etrafına hayvanlar yaklaşmış. Kuşlarla, kedilerle ve köpeklerle zaman geçirmeye başlamış. Epey mutlu olmuş yine. Biraz daha dolaşarak hayvanlarla iletişim kurmaya karar vermiş.  Bir kısmının korkarak yanına yanaşmadığını fark etmiş. Öğrenmiş insanoğlunun onlara yaptıkları eziyeti ve neşesinin yerini hüzün kaplamış tekrar.

Gitmeden evvel en çok istediği şeylerden birini daha denemeye karar vermiş ve  “Sahilde oturup denizin eşsiz maviliği ve sakinleştirici dalga sesiyle zaman geçirmek güzel olacak, evet! Hem su iyidir, iyi” demiş ve başlamış seyreylemeye manası büyük maviliği… Kısa zamanda huzur kaplamış tekrar içini.  Bakmış vakit epey geç oldu. Babasını daha fazla meraklandırmadan evine dönmeye karar vermiş.  Tam kalkarken denizde yüzen şeyleri fark etmiş. Denizde yüzen çöpleri, atıkları görmüş. İnanamamış gördüklerine ve çok sinirlenmiş Dünyalılara! Derhal dönmüş ülkesine.

Kral Koço tahtında bekliyormuş ve fark etmiş oğlunun yüzündeki hayal kırıklığını.

Koço: “Şimdi anladın mı neden Dünyaya gitmeyi yasakladığımı? Dünya eşsiz bir ahenk ve güzelliğe sahip… Her canlının keşfetmesi gerek bir yer. Ama insanoğlu daha çoğunu, en iyisini isterken, sahip olduğu güzelliklerin değerini yok ediyor. Keşfetmeyi sahip olmak zannediyor. Buna şahit ve farkında olmak ise son derece üzücü! Anlıyorum neler hissettiğini.” demiş.

Babasının söylediklerine hak vermiş delikanlı. Bir süre daha aklından atamamış gördüklerini. Anlatamamış da hiç kimseye.  Ve düşünmeye başlamış: “Acaba ne olsa fark ederler ellerindeki güzel yaşam şansını?”

Diğer Masallar:

Sanatçı Kaptan / masal

Derin ve Mavi / Masal

 

 

OZELSEDA