Zorunda Kalınca Öğrenmez Mi İnsan?

Sonunda kendini saklayabileceği bir yer bulup oturdu, çocuksu hevesiyle. Gizli bir suç işlermişcesine yazmaya başladı. Eski bir dosta anlatır gibi;

“İnsan değil miyiz? Hepimiz bir aralık bulunca kaçarız;  acılardan, sorumluluktan, gelecekten, ailemizden, arkadaşlarımızdan, hatta ve hatta kendimizden bile… En çok da kendimizden belki de…

Kimimiz kabul eder, kimi de arkasına bakmadan kaçar! Ne kadar korkarsak o kadar uzaklaşır mı geçmişimiz bizden? Acıtmaz mi canimizi o vakit? Ya da her aksam her sabah karşımıza dikilmez mi gerçekler kanlı, canlı (!)Yok mu çözümü? Var tabii, isteyip de direndikçe.

Kabul et, sindir, gerekirse yık, ders al, umut et ve inşa et! ”

Kadın baktı sayfaya uzun uzun, okudu. Biraz daha baktı denize.  Zaten oldum olası deniz sakinleştirirdi kadını. Yanından geçenlerin sohbetlerine kulak misafiri oldu… Düşünceleri o kadar gevezeydi ki onları duyamıyordu. Kağıdı yırttı. Bu son mektuptu geçmişe yazılmış. Belki sondan bir önceki! Büyük konuşmamayı öğrenmişti en çok da… Kalktı elindeki kağıdı  da çöpe attı. Sonra devam etti yoluna.

Çünkü artık kabul etmişti. Bu güçlü olma meselesi değil! Zorunda kalınca her şeyi başarıyordu insan…

OZELSEDA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir